Notre Plaie Incicatrisable Al-Quds / Kapanmayan Yaramız Kudüs

142

KAPANMAYAN YARAMIZ: KUDÜS

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Müminler!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”[1]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Üç mescit için ibadet maksadıyla yolculuğa çıkılabilir: Mescid-i Haram, Benim şu mescidim ve Mescid-i Aksa.”[2]

Kardeşlerim!

Kudüs, bizim gözbebeğimizdir. Kudüs, bizim tükenmeyen özlemimizdir. Kudüs, nice peygamberin tevhid mücadelesine sahne olmuş, ismiyle ve çevresiyle mukaddes ve mübarek kılınmış bir şehirdir. Kudüs, Kutsi Şerif’tir. Diğer adıyla Beytü’l-Makdis’tir. Binlerce yıldır birçok medeniyete beşiklik yapan Kudüs ve çevresinde Hz. İbrahim, Hz. Yakub, Hz. Musa, Hz. Süleyman ve Hz. İsa gibi nice peygamberler yaşamıştır. İsrâ ve Mirâc olayı ile Kudüs’ün son kutlu misafiri Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.s) olmuştur. İslam’ın ilk kıblesi Mescid-i Aksâ da Kudüs’tedir.

Kudüs ve Mescid-i Aksa, bize Peygamberimizin müjdesi ve emanetidir. Kudüs, her müminin gönülden bağlandığı ve aziz bildiği bir şehirdir. Kudüs, herhangi bir toprak parçası değildir. Kudüs, sadece Filistin ve Mescid-i Aksa civarında yaşayanların değil, tüm dünya Müslümanlarının ve insanlığın ortak meselesidir.

Kıymetli Kardeşlerim!

Kudüs, Hz. Ömer’in fethiyle huzura kavuşmuştur. Müslümanlar, Kudüs’te uzun yıllar adaletli bir yönetim sergilemişlerdir. Herkesin canına, malına, inancına saygı duymuşlardır. Hatta gayr-i müslimler, aralarındaki anlaşmazlıkların çözümünde İslam’ın adaletine sığınmışlardır. Ama Darü’s-selam, yani barış ve huzurun merkezi olan Kudüs uzun zamandır mahzundur, yıllardır kan ağlamaktadır. Kudüs, bugün kapanmayan yaramız, dinmeyen sızımızdır. Kudüs, her türlü saldırıya maruz kalarak barışın şehri olmaktan çıkmıştır. Peygamberler diyarında silahlar susmamaktadır. Masum insanlar acımasızca katledilmektedir.

Kardeşlerim!

Kudüs ve çevresinde yaşayanlar, baskı, şiddet ve yalnızlaştırma gibi insanlık dışı uygulamalara maruz bırakılmaktadır. İnsanların yaşama, inanç ve düşünce özgürlüğüne insafsızca kastedilmekte, kimlik ve kişilikleri, onur ve haysiyetleri hedef alınmaktadır. Gözbebeğimiz olan Mescid-i Aksa’dan daha dün müminler alıkonmuşken bugün ise Kudüs, işgal edilmeye çalışılmaktadır. İnsanlığı, kadim geleneği ve uluslararası hukuku hiçe sayan pervasız bir anlayış, Kudüs’ü İsrail’in başkenti yapma gayreti içerisindedir.

Bilinmelidir ki; böylesi fütursuzca girişimler, Kudüs ve çevresini huzursuzluk ve çatışma yurdu haline getirecektir. Bu tür kabul edilemez teşebbüsler, sağduyuya ve insanlığın vicdanına vurulan büyük bir darbedir. Huzuru, barışı ve güvenliği yok etmeye yönelik tehlikeli bir adımdır.

Kıymetli Müminler!

İnsanlık şiddet, zulüm, savaş ve göç gibi olumsuzluklar nedeniyle büyük acılar yaşamaktadır. Bütün bunlara ilaveten Kudüs’e yönelik basiret ve ferasetten uzak, insaf ve vicdandan mahrum bu teşebbüsler, sağduyu sahibi her insanı endişeye sevk etmiştir. Bütün bunlar karşısında her birimize düşen vazife, bu tür olumsuzluklara asla rıza göstermemektir. Dünyanın neresinde olursa olsun, kime karşı yapılırsa yapılsın, yanlışa ve haksızlığa boyun eğmemektir.

Şu bir gerçektir ki; bugün İslam coğrafyasının, kardeşlerimizin ve insanlığın maruz kaldığı tüm felaket, zulüm ve mağduriyetlerden çıkaracağımız dersler vardır. Geliniz, bir an önce ümmet bilinciyle iman kardeşliğimizi pekiştirelim. Birbirimizin saygınlığını ve haklarını koruyalım. İçinde bulunduğumuz zorluklardan, acılardan, mahrumiyetlerden kurtulabilmek için her birimiz olanca gücümüzle çalışalım. İnancımızı, değerlerimizi yaşayalım ve gelecek nesillerimize öğretelim.

Kıymetli Kardeşlerim!

Aziz milletimiz, tarih boyunca Kudüs’le, Mescidi Aksâ ile ve Filistinli mazlum kardeşlerimizle gönül bağını hiçbir zaman koparmamıştır. Bundan sonra da koparmayacaktır. Bizler bu bilinçle bu Cuma vaktinde Rabbimize el açıp şöyle niyaz ediyoruz: Allah’ım! Bizi yeryüzündeki bütün mazlum kardeşlerimizin acısını yüreğinde hisseden ve onlara yardım için maddi-manevi varlığını seferber eden samimi Müslümanlar eyle! Bizi basiretsizlerden, ferasetsizlerden, vicdansızlardan, zalimlerden yana eyleme!

Allah’ım! Kudüs’ü ve İslam beldelerini işgale yeltenenlere, ıslah adı altında ifsat edenlere ve barışı baltalayanlara fırsat verme! Şu mübarek Cuma günü hürmetine dualarımızı kabul eyle Allah’ım!

[1] İsrâ, 17/1.

[2] Müslim, Hac, 511.

Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

 


 

NOTRE PLAIE INCICATRISABLE: AL-QUDS (JÉRUSALEM)

Chers Croyants, Que Votre Vendredi Soit Béni!

Dans le noble verset que je lus, notre Seigneur Tout-Puissant ordonne ainsi: « La gloire d’Allah, qui une nuit, fit voyager Son serviteur de la Masjid Al-Ḥaram à la Masjid Al-Aqṣa dont nous bénîmes l’alentour, afin de lui faire voir certains de nos versets, est noble. C’est Lui, vraiment, qui est l’Audient, le Clairvoyant. »1

Dans le hadith sharif que je lus, notre Hazrat Prophète (s.a.s) ordonne comme suit: « Un voyage ne doit être entrepris que vers trois mosquées: la Masjid Al-Haram (la Mosquée Sacrée), ma Masjid que voici, et la Masjid al-Aqsa. »2

Mes Frères!

Al-Quds est la prunelle de nos yeux. Al-Quds, est notre aspiration inépuisable. Al-Quds, est une ville qui assista au combat de tawhid (Unicité d’Allah) de maints prophètes, qui fut rendue sacrée et bénie avec son titre et son entourage. Al-Quds, est Al-Quds Al-Sharif (le Sacré Béni). Elle est également nommée Baytul-Maqdis. De nombreux prophètes, tels que Hazrat Ibrahim, Hazrat Yakub, Hazrat Musa, Hazrat Sulayman et Hazrat Isa vécurent à Al-Quds et à ses alentours, qui furent le berceau de la civilisation depuis des milliers d’années. Le dernier invité béni d’Al-Quds, avec l’événement d’Isrâ (voyage nocturne) et de Mirâj (ascension), fut notre Hazrat Muhammad Mustafa (s.a.s). La première qibla de l’Islam est à la Masjid Al-Aqsâ, à Al-Quds.

Al-Quds et la Masjid Al-Aqsa, nous sont la bonne nouvelle et l’amana (ce qui est confié) de notre Prophète Bien-Aimé. Al-Quds, est une ville où chaque croyant est sincèrement attaché et qu’il considère sacrée. Al-Quds, n’est point un quelconque terrain. Al-Quds n’est point seulement la question commune des Musulmans vivant aux alentours de la Palestine et de la Masjid Al-Aqsa, Al-Quds est la question commune des Musulmans du monde entier et de l’humanité.

Mes Honorables Frères!

Al-Quds, atteignit la sérénité avec la conquête de Hazrat Omar. Les Musulmans, exposèrent durant de longues années, une conduite équitable à Al-Quds. Ils respectèrent la vie, le bien, la croyance de chacun. Même les non-musulmans, se réfugièrent à la justice de l’Islam pour résoudre leurs conflits entre eux. Mais Daru’s-Salam, c’est-à-dire Al-Quds, le centre de la paix et de la sérénité, est affligée depuis longtemps, elle souffre depuis des années. Al-Quds, est aujourd’hui, notre plaie incicatrisable, notre douleur incessante. Al-Quds, ayant subi toutes formes d’attaques, n’est plus une ville de paix. Les armes ne cessent point au pays des prophètes. Des humains innocents sont cruellement assassinés.

Mes Frères!

Ceux qui vivent à Al-Quds et à ses alentours, sont soumis à des pratiques inhumaines telles que l’oppression, la violence et l’isolation. La liberté de vie, de croyance et de pensée des êtres humains sont injustement visées, leur identité et personnalité, leur honneur et dignité sont ciblés. Encore hier, alors que des croyants furent détenus de la Masjid Al-Aqsa, la prunelle de nos yeux, aujourd’hui, Al-Quds est tentée d’être occupée. Une compréhension téméraire ignorant l’humanité, l’ancienne tradition, le droit international, s’efforce de rendre al-Quds telle la capitale d’Israël.

Il faut savoir que; de telles initiatives insouciantes, transformeront Al-Quds et son entourage en un foyer de troubles et de conflits. De telles tentatives inacceptables, sont un coup donné au bon sens et à la conscience de l’humanité. C’est un pas dangereux à l’usage de la destruction de la sérénité, de la paix et de la sécurité.

Honorables Croyants!

L’humanité vit d’importantes douleurs à cause des négativités telles que la violence, la persécution, la guerre et la migration. En outre de tout cela, ces tentatives envers Al-Quds, privées de clairvoyance et de perspicacité, de miséricorde et de conscience, menèrent tout être humain sensé à l’inquiétude.

Notre devoir à chacun face à tous ceux-ci, est de ne jamais consentir à de telles négativités. C’est de ne point se soumettre au tort et à l’injustice appliqués envers n’importe quelle personne, et n’importe où dans le monde.

Ceci est une réalité que; nous avons des leçons à tirer de l’ensemble des catastrophes, des oppressions et des victimisations subies aujourd’hui par la région musulmane, nos frères et l’humanité. Venez, renforçons immédiatement notre fraternité de foi avec la conscience de la oumma. Protégeons la dignité et les droits de chacun. Œuvrons chacun de la meilleure façon, afin de nous sauver des difficultés, des douleurs, des privations que nous subissons. Vivons et enseignons notre croyance, nos valeurs à nos générations futures.

Mes Honorables Frères!

Tour au long de l’histoire, notre sainte nation, ne brisa jamais ses liens d’affection avec Al-Quds, la Masjid Al-Aqsâ et nos frères palestiniens opprimés. Elle ne les brisera point. Avec cette conscience, en ce moment de Vendredi, nous ouvrons nos mains pour prier, nous implorons notre Seigneur Tout-Puissant comme suit: Ô Allah! Rends-nous parmi les Musulmans qui ressentent la douleur de tous nos frères opprimés sur terre dans notre cœur et qui mobilisent leurs richesses matérielles-spirituelles afin de les aider! Ne nous rends point auprès des imprévoyants, des aveugles, des négligents, des tyrans!

Ô Allah! Ne donne point d’opportunité à ceux qui tentent d’occuper Al-Quds et les villes musulmanes, à ceux qui nuisent sous le nom de réforme et à ceux qui sabotent la paix! Ô Allah, accepte nos prières en l’honneur de ce Vendredi béni!

1 Al-Isrâ (le Voyage Nocturne), 17/1

Muslim, Hajj, 511